Google Çeviri Merkezi: Google Bot için Dil Dersleri







» Siteye giriş yaptığınızda karşınıza gelen uzun çubuğun olduğu yerdeki "Gözat" tuşuna tıklayın. » Yükleyeceğiniz dosyaları seçin. » Hemen altında bulunan sözleşme kutusunu işaretleyin ve karşıya yükleyin... » Yüklemeyi yaptığınızda karşınıza gelen iki tane kutuda bulunan URL'yi kopyalayıp arkadaşlarınıza yollayabilirsiniz. » Size verilen URL'ye giriş yaptığınızda yüklenen dosya paylaşım sitelerini listeli halde göreceksiniz. Dileyen dilediği hizmetten dosyaları indirebilir.İlaç Gibi Gelir Böyle bir hizmetin internet dünyasına kazandırılmasına yeni bir nimet olarak bakabilirsiniz. Neden mi? Bir dosyayı sadece bir tane dosya paylaşım sitesini kullanarak paylaşmak dertli olabiliyor. Hesabınızı güncellememek, dosyanızın silinmesi vb nedenlerden dolayı verileriniz uçup gidebiliyor. Forumlarda ya da sitenizde paylaştığınız bağlarda bu nedenle ölmüş oluyor. Rapidspread ise bu gibi durumlar için harika bir ilaç... RapidSpread.com

Audi ilk kez, özellikle müşterilerinin kullanımı için bir yarış otomobili geliştiriyor. GT3 sınıfında yarıştırılabilecek R8, sınıf kuralları gereği dört çeker yerine arkadan itiş ve gücü 500 beygirin üzerinde olacak. Araçta sıralı 6 vitesli şanzıman kullanılacak. Süspansiyon sistemi yol verisyonundaki parçalar kullanılarak üretilecek. Modifiye edilmiş ön tampon ve büyük arka kanat yarış pistinde gerekli olan “yer basıncı”nı sağlayacak.
GT3 versiyonu R8, Audi Sport tarafından “R16” proje başlığı altında geliştirildi.
İlk yarışlarını 2009 sezonunda gerçekleştirecek otomobilin satışına 2008 sonbaharında başlanacak.Nokia, Nokia 8800 Arte serisini modern zamanın temsilcisi karbon fiber ile buluşturarak Nokia 8800 Carbon Arte’yi yarattı.
Mimari, spor araba endüstrisi ve uzay sanayiinden sonra, Nokia 8800 Carbon Arte ile cep telefonu endüstrisine de giren karbon fiber ve titanyum, oluşturdukları benzersiz renkler ve doku ile modern yansımalar yaratıyor.
Nokia 8800 Arte serisinin zamanın ötesine geçen tasarımını karbon fiber ve titanyum gibi malzemelerin modern ve güçlü yapısıyla birleştiren Nokia 8800 Carbon Arte, özgün ve zarif bir cep telefonu. Karbon fiber, titanyum, cilalanmış cam ve paslanmaz çelikten üretilen Nokia 8800 Carbon Arte, benzeri olmayan bir performansı tecrübe etmek isteyenler için tasarlandı. Dahası Nokia 8800 Carbon Arte, bu özel malzemelere gerekli ilgiyi gösterebilmek için kişiye özel üretiliyor.
Çok hafif ve bir o kadar da güçlü olan karbon fiber, bu özelliklerini Nokia 8800 Carbon Arte’ye aktarıyor ve böylece yüksek teknoloji ilk kez duyulara da hitap ediyor. Nokia 8800 Carbon Arte, üç boyutlu desenleri ile orijinal malzemesi karbon fibere atıfta bulunuyor; performansı gibi ışıltısını da karbon fiberden alıyor.
Nokia 8800 Arte geleneği sürdürülerek bu telefonda da şıklıktan ödün vermeden yüksek performans yaratmanın sınırları zorlanmış. Minimalist ve pürüzsüz bir yüzey, sürgülü mekanizma ve hafiflik; tüm serinin olduğu gibi Nokia 8800 Carbon Arte’nin de öne çıkan özellikleri arasında. Bu şık görünüm, seriye özel tasarlanan duvar kağıtları ve melodiler ile destekleniyor.
Güçlü ve modern çizgilere sahip Nokia 8800 Carbon Arte, kullanıcılarını şık sürprizlerle karşılıyor. Bunlardan ilki benzersiz “tıkla saati öğren” özelliği; kullanıcılar telefonun ekranın altındaki çelik yüzeye iki kez dokundukları anda saat ekranda beliriyor. Kullanıcılara hoş anlar yaşatacak bir diğer yenilik ise ekran görüntüsünün gün içinde organik olarak değişmesi. Ayrıca Nokia 8800 Carbon Arte’ye gelen aramaları sessiz moduna almak için telefonu ekranı yüz üstü gelecek şekilde çevirmek yeterli oluyor. Üstelik Nokia 8800 Carbon Arte’nin metal ve camdan tasarlanmış yüzeyinin pürüzsüz kalabilmesi için parmak izine karşı kaplaması bulunuyor.
Bu şık cep telefonu aynı zamanda geliişmiş teknolojik donanımlarla da kuşatılmış. 3G* teknolojisi, oto fokus yapabilen 3.2 megapiksel kamerası ve yüksek ses kalitesinin yanı sıra Nokia 8800 Carbon Arte, göz alıcı OLED ekranı ve 4 GB’a yükseltilen entegre hafıza kartı ile dikkat çekiyor.
Nokia 8800 Carbon Arte deneyimini doruğa ulaştırmak için Nokia, seriye özel aksesuarlar sunuyor. Bunlar arasında dokunmaya duyarlı ses kontrollü Bluetooth kulaklık, şık bir desk stand ve deri kabı bulunuyor.
Bu Program Sadece Kayıp Serial Numaralarınızı Bulmanız Amacı İle Kullanılmalıdır. Aksi Takdirde Yasal Sorumluluk Size Aittir...
Yazılımları ve verileri korsan kopyalara veya lisanssız kullanımlara karşı korumak için alınan önlemler giderek artıyor.Ticari yazılımlar,kurulum sırasında seri numaraları soruyor.Deneme sürümünün sonunda yazılımı etkinleştirmek veya kısıtlı işlevleri kullanabilir hale getirmek için bir etkinleştirme kodu satın almanız gerekiyor.Kopa koruması mekanizmaları ise özellikle
YASAL SINIRLAR:
İnternetten seri numarası arayan Craagle arama motorunda durum açık.Bu aracı sadece yasal bir şekilde sahip olduğunuz seri numarasını kaybettiğinizde kullanabilirsiniz.Sistem saatinin değiştiren uygulamalarda ise durum biraz belirsiz.Zaman kısıtlaması olan bir yazılımın deneme süresini uzatmak lisans koşullarına bağlı olarak mümkün olabilirde olmayabilir de.Lisans sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe süreyi bu yolla uzatmakta bir sakınca yok.
Bu küçük arama motoru bilgisayarınıza kuruluyor ve isteğiniz üzerine internette crack ve seri numaraıs arıyor.Programın en başarılı yönüyse ilgili
Craagle'ın kullanımı o kadar da tehlikesiz değil. Araç gerçi sinir bozucu sitelerle sizi uğraştırmıyor,ancak indirdiğiniz bir dosyanın içinde virüs veya Truva atı olmasını engelleyemiyor.Bu yüzden Craagle ile bir dosya indirdikten sonra mutlaka virüs taramasından geçirin.
Craagle Nasıl Çalışıyor?
Craagle,
Google Chrome Genel Özellikleri:
Her işlem için tek bir kutu
En sık ziyaret ettiğiniz sitelerin küçük resimleri Herhangi bir sekmeden en sevdiğiniz sayfalara ışık hızıyla erişin.
Uygulamalarınız için kısayollar
Sevdiğiniz web uygulamalarını başlatmak için masaüstü kısayolları alın.
Dinamik sekmeler
Yeni pencereler oluşturmak, birden fazla sekmeyi bir pencerede toplamak veya sekmelerinizi istediğiniz şekilde düzenlemek için tarayıcınızdan sekmeleri
Çökme kontrolü Kullandığınız her sekme tarayıcıda bağımsız olarak çalışır, bu yüzden bir uygulama çökerse diğerlerini etkilemez. Gizli mod Ziyaret ettiğiniz sayfaların Web geçmişinde görünmesini istemiyor musunuz? Özel tarama için gizli modunu seçin. Güvenli tarama İnternette kimlik hırsızlığı yaptığından, kötü amaçlı yazılım kullandığından veya güvenli olmadığından şüphelenilen bir web sitesini ziyaret etmek üzereyseniz, Google Chrome sizi uyarır. Anında yer imleri Bir web sayfasına yer imi eklemek mi istiyorsunuz? Yalnızca adres çubuğunun sol köşesindeki yıldız simgesini tıklayın.
Ayarları alma Google Chrome'a geçiş yaptığınızda, mevcut tarayıcınızda kullandığınız tüm yer imlerini ve parolaları kullanabilirsiniz. Daha kolay indirmeler Araya giren indirme yöneticisi yok! İndirmenizin durumunu geçerli pencerenin altında izleyebilirsiniz.
Savunma Sanayiinin öncü kuruluşu ASELSAN, dünyanın en büyük savunma sanayii kuruluşları listesinde hızla yükseliyor. Japon ve Amerikan şirketlerini solladık.
Türk Savunma Sanayiinin öncü kuruluşu ASELSAN, dünyanın en büyük savunma sanayii kuruluşları listesinde yükselmeye devam ediyor.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Amerika Birleşik Devletleri merkezli askeri yayıncılık kuruluşu Defense News dergisi tarafından iki yıldır ilk 100 savunma sanayii şirketi içinde (Defense News Top 100) yer alan ASELSAN, geçen yıl 97. sırada yer alırken, bu yıl 86. sıraya yükseldi.
İlk 100 arasında Türkiye'den sadece ASELSAN'ın bulunduğu listede, dünyanın en önemli savunma sanayi kuruluşları yer alıyor.
Defense News dergisi tarafından her yıl bir önceki yılın savunma satışları baz alınarak yayınlanmakta olan ve dünyanın en prestijli savunma sanayii listesi olarak kabul edilen ''Defense News Top 100'', gelecek vaat eden savunma sanayi şirketleri olarak da kabul ediliyor.
-ASELSAN, JAPON VE ABD ŞİRKETLERİNİ GERİDE BIRAKTI
Bu yılki listede 86. sıraya yükselen ASELSAN, Japon Fujitsu şirketi ile savunma sanayiinde faaliyet gösteren sekiz ABD firmasını da geride bıraktı.
Bu yılki listede birinciliği, Amerikan Lockheed Martin firması alırken, onu yine Amerikan Boeing firması izledi.
-''HEDEF İLK 50 ARASINDA YER ALMAK...''
ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, ASELSAN'ın geldiği düzey ve hedefleri konusunda, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Cengiz Ergeneman, ''Türk ordusunun elektronik cihaz ve sistem alanında en önemli kaynağı olan ASELSAN, yakın gelecekte dünya çapındaki ilk 50 savunma sanayii firmasından biri olmayı hedeflemektedir'' dedi.
''Türk ordusu en önemli referansımız'' diyen Ergeneman, ürünlerinin Türk ordusu tarafından kabul görmesi durumunda yabancı ülkelerin gözlerini kırpmadan o ürünü aldıklarını kaydetti.
Genel Müdür Ergeneman, 2007'de 480 milyon dolar satış gerçekleştiren ASELSAN'ın İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl açıklanan ''İlk 500 Özel Sektör Firması'' içinde net aktiflerde 14., dönem karında 24. ve üretimden satışlarda 67. olduğunu hatırlattı.
Genel Müdür Ergeneman, ''ASELSAN, 2007 yılında gerçekleştirdiği 20 milyon dolar ihracat ile Türkiye İhracatçılar Meclisinin 'En Büyük 1000 İhracatçı Firma' sıralamasında 615. sırada yer aldı. 2008 yılında ASELSAN'ın beklenen ihracat rakamının yaklaşık 62 milyon dolar olduğu göz önüne alındığında, gelecek yıl sıralamada ilk 200 içinde yer almayı bekliyoruz'' diye konuştu.
-HEDEF BİR MİLYAR DOLAR CİRO...''
Genel Müdür Ergeneman, bu yıl, 550-600 milyon dolarlık bir ciro beklediklerini belirterek, bundan sonra, her yıl, cirolarını en az yüzde 10-15 düzeyinde artırmayı hedeflediklerini vurguladı.
İhracat hacmini de artırmayı amaçladıklarını belirten Ergeneman, yıllık ortalama 100-200 milyon dolarlık bir dış satış yapmayı planladıklarını, bu çerçevede de Güney Amerika ve Kuzey Afrika gibi yeni pazarlara açılmayı hedeflediklerini kaydetti.
Cengiz Ergeneman, ASELSAN'ın asıl hedefinin ise yıllık 1 milyar dolarlık ciroya ulaşmak olduğunu ve bunu da yüksek teknolojiye yatırım yaparak ve ihracatı artırarak gerçekleştireceklerini belirtti.
-''YURT DIŞINDA ORTAKLIKLAR DÜŞÜNÜYORUZ''
Ergeneman, dünyanın önde gelen savunma sanayi kuruluşları arasında yer almak için uluslararası pazarlara ve iş birliğine ağırlık vereceklerini söyledi.
ASELSAN'ı daha da büyütmek hedefinde olduklarının altını çizen Ergeneman, yurt dışında uygun buldukları şirketlerle ortaklıklara giderek cirolarını artıracaklarını kaydetti.
Kıbrıs Barış Harekatından sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) telsiz ihtiyacını karşılamak üzere kurulan ASELSAN, bugün kendi tasarladığı özgün ürünleri ile savunma teknolojilerinde lider kuruluş durumunu koruyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının bir kuruluşu olan ASELSAN, Askeri Haberleşme Sistemleri, Radar ve Elektronik Harp Sistemleri, Elektro-Optik Sistemleri, Seyrüsefer ve Aviyonik Sistemleri, Savunma ve Silah Sistemleri, Komuta-Kontrol-Haberleşme-Bilgisayar-İstihbarat-Keşif ve Gözetleme (C4ISR) Sistemleri, Deniz Savaş Sistemleri, Profesyonel Haberleşme Sistemleri, Akıllı Ulaşım Sistemleri tasarımı, geliştirilmesi, imalatı, sistem entegrasyonu, modernizasyonu ve satış sonrası hizmetleri alanlarında teknoloji merkezi olarak çalışıyor.
-SEKTÖRÜNDE AR-GE'YE EN ÇOK PAY AYIRAN KURULUŞ-
Kurum, 160 yerli firmaya yan sanayii olarak iş yaptırıyor. ASELSAN'da halen 1550'si mühendis, 3 bin 200 personel çalışıyor. Her yıl cirosunun yüzde 7'sini Ar-Ge faaliyetlerine tahsis eden ASELSAN'ın Ar-Ge harcamaları, Türkiye'deki tüm savunma sanayii firmalarının araştırmaya ayırdığı payı ikiye katlıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teknoloji gereksinimini karşılayan en önemli milli kaynak olan ASELSAN, uluslararası savunma pazarındaki etkinliği ve pazar payını artırmak üzere çalışmalarına devam ediyor. ASELSAN, Hollanda, ABD, Endonezya, Pakistan ve Uruguay'ın da aralarında bulunduğu 33 ülkeye, direkt satışın yanı sıra ürünlerinin teknoloji transferi ile ortak üretim çalışmalarını da içerecek şekilde ihracat gerçekleştiriyor.
Google, 10 yıl önce bugün, yani 7 Eylül'de ABD'de bir garajda kuruldu. İşte dev arama motorunun hikayesi...
Bugün artık öyle güçlü ki, küresel liderler siyasal nimetleri için kuyruğa girerken, o da bir yandan tüm medya organlarını silip süpürmekle tehdit eder hale geldi. Peki ama Google, en özel sırlarımızı çalıyor olmasın sakın?..
Bugün, kimsenin Google'ın patronajını arkasına almadan ABD Başkanı olması mümkün olabilir mi? Belki bir zamanlar bu soru saçma olabilirdi. Ama artık öyle değil. Google'a bugün dünyanın en hızla yükselen ve belki de en kuvvetli şirketi gözüyle bakılıyor. Günümüzde bu şirketin hayatımızın her köşesine sinmek gibi bir potansiyeli var. Onunla haberleri, eğlence dünyasını takip ediyoruz. Enformasyon arıyor ve dünyayı avcumuza alıyoruz. Google'ın beyaz açılış sayfası ve şen şakrak, renkli logosu hayatımıza, hatta ruhlarımıza öyle bir girmiş durumda ki, neredeyse hiç düşünmeden 'google'ladığımız bile olabiliyor "Düşünüyorum, öyleyse Google'ım," sözü de bunun yansıması. 10 yıl önce, 7 Eylül tarihinde bir banliyö garajında bir araya gelen Stanford Üniversitesi'nden iki 'garabet' öğrenci, Larry Page ve Sergey Brin, Google isimli bir şirket kurdu. Böylece onların anketlerle de başarısı kanıtlanan, dünyanın bu en değerli markasını yaratmalarının da önü açılmış oldu. Ama aynı zamanda, onları eleştirenlere bakılırsa, telif hakkı kanunlarına indirilmiş ağır bir darbenin, medyayı sarsmak üzere bir nevi 'dijital Murdoch' sultası oluşturmanın sorumlusu onlardı. Ayrıca, dünyadaki en totaliter hükümetten daha ağır biçimde sırlarımızı tırpanlamanın, gerek basının, gerek reklam sektörünün, gerek yayınevlerinin ve gerekse TV patronlarının 'olmazsa olmaz' ilkelerini, sivil hakları savunan herkesle birlikte tersyüz eden bu durumun da müsebbibi, yine aynı ikiliydi. Brin ve Page'in 'misyon'u belliydi: "Dünyadaki tüm enformasyonu organize ederek evrensel anlamda kullanışlı ve erişilebilir hale getirmek." Onlar zaten bunu şu anda, hatta her dakika yapıyor. İndekslenmiş web taramalarıyla, bloglarda, kitaplarda, e-postalarda, haritalarda, fotoğraflarda, videolarda, e-konuşmalarda ve hatta kendi ansiklopedilerinde... Aslına bakılırsa Google, şu anda üretmiş olduğu 'bilgisayar veritabanı tarlaları', yani dünyanın dört yanındaki veri sunucuları aracılığı ile Google'ı kullanan herkesin bilgisini topluyor ve yine kendi lehine biriktiriyor...
BÜYÜK BİRADER OLMAYA AZ KALDI
Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'nde yaşayan ve çalışan İngiltere doğumlu yazar ve girişimci Andrew Keen'in, siberuzay geçidinin bu iki gardiyanı üzerine ciddi uyarıları da var: "Son 10 yılda, hiçbir hükümetin elde edemeyeceği kadar fazla bilgi toplamayı başardılar. Öyle ki, eski Doğu Alman Gizli Servisi Stasi ve Rus İstihbarat Teşkilatı KGB'yi, iki zararsız yaşlı kapı komşumuz haline getirdiler. Tam da bunun son derece belirleyici, nazik bir yanı var. Bu nedenle kötü niyetli biri onları ele geçirirse, kolayca çağımızın 'Büyük Birader'i olabilirler." Bu kapsamda, Google'ın bir internet bazlı reklam şirketi olan DoubleClick'i bünyesine katmış olması da, kastedilen alarm zillerinin ne ölçüde kurulduğunu bize gösteriyor. Bu satış hamlesinin, şirketin internet reklamcılığı alanında bir tekel yaratabileceğine ve kullanıcıların kişisel bilgilerini kendi çıkarına biriktirebileceğine yönelik ağır eleştiriler söz konusu çünkü. Ama Google'ın güçlü lobicileri, ABD ve Avrupa'daki hukuki düzenlemelerini bu konuda arkalarına almış olmalarıyla, zaten bu konuyu da sağlama almış gibi. Aralarında Demokrat Senatör Herb Kohl'ün de bulunduğu siyasetçiler, bu bakımdan Google'ın denetimsiz yükselişini sorguluyor. Ayrıca ABD'deki Enerji ve Ticaret Odası Komisyonu, Google'ın kullanıcıların internet üzerindeki 'surf' (gezinti) davranışlarını 'depolaması' nedeniyle, kimi delillere ulaştıklarını açıklamış durumda.
1 TRİLYONUNCU İNTERNET SAYFASI!
Bu anlamda, arama motorları, aşırı hızla artan internet içeriği konusunda hiç olmadıkları kadar önemli ve belirleyici hale geldiler bile. Örneğin Google, yakın zamanlarda 1 trilyonuncu internet sayfasını çoktan 'katalogladı'. Yine de Google bile her ülkede, özellikle Çin'de iyice ağırlığını koymuş değil. Oysa ki Çin'in Amerikan ticari piyasasındaki rolü yüzde 70'e varmış durumda. Page ve Brin, başından beri enformasyonu 'ücretsiz' ve ticaretle hiç ilgisi olmayacak bir şekilde organize etmeye gayret ediyormuş 'gibi' görünüyor. Yatırım sermayesiyle, kâr amacı gütmeden aldıkları üç yıllık yol, bunun bir göstergesi. Ta ki, örneği o güne kadar sadece Google'da rastlanan, arama sonuçlarına göre 'sağdaki' reklam linkleri AdSense projesine dek. Bu projenin Google'a önce milyonlar, sonra milyar dolarlar getirdiği herkesin malûmu. Bundan sonrası ise internet üzerinden ticaretin kurallarını yeniden belirleyen bir yapının ta kendisi; tüm internet kullanıcılarına göre uyarlanabilen, esnek bir yapı bu. Bu formülün, söylenenlere bakılırsa Google hesabına yüzde 99'luk kâr getirisinin yıllık karşılığı toplam 16 milyar 600 milyon dolar. Bu, kurumun yıl bazında 4 milyar dolarlık kâr elde etmesi de demek. Dahası, Google dünyanın tüm bilgisini kastetmişse, bunun gerçekten dünyanın tüm bilgisine denk geliyor olması. Örneğin 2002 yılında kurulan Google News, son gelişmeleri geleneksel medya üzerinden internete taşıyor. Gazeteler ise güç bela kotardıkları özel haberlerin, Google'ın kârına kâr katmak için 'iç edildiği' görüşünde. Hatta bu konuda bir Belçikalı medya grubu, Google'a haberlerinin kendilerinin rızası olmadan kullanıldığı gerekçesiyle toplam 39 milyon dolar değerinde tazminat davası açmış bile. Buna bir de, Google'ın 2004 yılında dünyanın ileri gelen kütüphane ve üniversiteleriyle yaptığı, kitapların dijital olarak taranma ve okunabilme anlaşması eklenmiş durumda. Bu anlamda sitenin bir ziyaretçisi, Google Book Search'a girerek Oliver Twist veya The Wealth of Nations kitaplarının tamamını veya sayısız öteki telif hakkı bulunmayan kitabı, bilgisayarına kolayca indirebiliyor. Yine, başka bir arama yapılacak olursa, halihazırda telif hakkı korunan öteki kitapların bazı bölümlerine erişmek de işten bile değil. Diğer yandan, Google Maps ve Google Earth de, 2005 yılında hizmete girmelerinden bu yana gezegenimizin çarpıcı bir etkileşimli haritasını bize göstermekte. Birçok özel şirket ve NASA izniyle kotarılmış uydu fotoğraflarıyla bezeli bu uygulamaya ek olarak ortaya çıkan Google Street View ise, henüz sadece ABD'de kullanılıyor ama şimdiden ortalığı birbirine katmış gibi. Medyada kimileri, bu program aracılığıyla göz seviyesinde çekilip internete konulan gündelik görsellerin mahremiyeti zedelediğine inanıyor. Ancak Google, bu konudaki ısrarını aynı uygulamanın İngiltere versiyonuyla gelecek yıl da gösterecek. Üstelik bu versiyonda otomobil plakaları ve sivillerin yüzleri de seçilebilecek. Tüm bunların ötesinde, en çok dikkat ve ilgi uyandıran gelişme, elbette Google'ın YouTube'u milyar dolarlarla huuppp diye yutup, 2006'da alması. Bilindiği gibi, YouTube'un ortaya çıkması, bildik medya manzarasını da kökünden etkiledi. Öyle ki, izleyicilerin kendi kendilerine TV ve video kliplerini izleyecek olmaları ABD kökenli eğlence devi Viacom'un, 'devasa telif hakkı zararı' gerekçesinden ötürü 1 milyar dolarlık bir tazminat davasına bile konu olabildi. Google'ın uzantıları, bugün her tarafta. Blog, e-posta, özel mesajlaşma, alışveriş ve sosyal iletişim ağı, bunların arasında geliyor. Hatta yakın zaman önce hizmete alınan doküman ve kelime işlemci programı da, Microsoft'un bu konudaki iş yazılımı piyasasına gözünü dikmiş gibi. Bu anlamda Knol isimli Google ansiklopedisi de, kullanıcıların müdahale edip yeniden düzenleyebildiği biçimiyle, Wikipedia'nın halefi gibi. ABD'deki Google Health uygulaması ise, kullanıcıların sağlık kayıtlarını internete taşıyor. Kurum tercüme, video arama, ses tanımlama gibi yenilikleri de gündemine almış gibi. Bununla da yetinmeyen Google kurucuları, şu günlerde açtıkları 20 milyon dolar ödüllü Ay'a yolculuk proje yarışmasıyla gündemi yeniden ve toptan belirlemiş görünüyor. Google'ın yarattığı izlenim Mikelanj'ın heykeline de konu olan Davut'tan, giderek ezeli hasmı Golyat'a doğru dönüşüyor olsa gerek. Intel'in eski üst düzey yöneticisi Andy Grove'a bakılırsa, Google bugün 'hemen her endüstride parmağı olan' bir hal arzediyor. Kısaca garajdan kente açılan haliyle Google, artık bugün dünyayı yutacak bir şirkete dönüştü dense, yeri.
Rakamlarla Google analizi
Googol - Bir sayısının yanına 100 tane sıfır koyulduğunda ortaya çıkan sayı, 'googol' olarak tanımlanıyor. Brin ve Page, bu kelimeden esinlenerek şirketlerine Google ismini vermişler. (Telaffuz 'yanlışı' da bu tercihe dahil!)
4 - Google şirketinin Kaliforniya'daki Menlo parkında 1998 yılı eylül ayında kurulduğu sırada kadrosunda olan kişi sayısı.
19 bin 604 - Dünya çapında Google'da çalışan ve 'Googler' olarak anılan kadrolu eleman sayısı. Bu kişilerin bir çoğu Kaliforniya'nın Santa Clara kentindeki Googleplex'te çalışıyor.
70 / 30 - Google'daki kadın ve erkek çalışanların birbirlerine oranı.
% 60 - Dünya üzerindeki internet aramalarının toplamının Google oranı.
% 86 - Sadece İngiltere'de Google kullanılan arama sayısı oranı.
25 bin - Google yayına başladığında depoladığı sayfa sayısı. Bugün bu sayı milyarları aşmış durumda. Kurum, sahip olduğu siteleri her seferinde yeniden katalogladığında mevcut site sayısı yüzde 10 ile 25 civarında artıyor.
0 - Google'da sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği ücretsiz.
157 milyar dolar - Google'ın tahmini piyasa değeri.
% 40 - Google'ın kontrolündeki online reklamların yüzdesi.
1 gün - Google çalışanlarının, kendi işleri dışındaki özel projelere ayırdıkları özel gün. Google yönetimi bu uygulamanın önemli geri dönüşleri olduğunu açıklıyor.
112 - Google'ın bildiği yabancı dil sayısı. Böylece, kullanıcılar açılış sayfalarını Latince, hatta Klingonca'ya çevirebiliyorlar.
1 milyon - Google'da çalışmak üzere, kuruma gönderilen CV'lerin yıllık ortalama sayısı.
Onu sadece bir arama çubuğu zannetmeyin!
Çünkü...
Google Türkiye Ofisi: 2006 yılı haziran ayında faaliyetlerine başladı. 'Google Türkiye Region 4' olarak adlandırılıyor ve gelişen pazarlar bölgesine bağlı olarak çalışmaya devam ediyor. Gelişen pazarların merkez ofisi ise Londra'da. Google'ın gelişen pazarlar bölgesi kapsamında yer alan Google Türkiye ofisi, ağırlıklı olarak Türkiye'deki 'online' pazarlama aktivitelerini desteklemek ve geliştirmek üzere çalışmalar yapıyor. Google'ın son kullanıcı ve kurumlara yönelik 'yerelleştirilen' servislerinin, Türk kullanıcılara daha hızlı erişimi bu ofisle sağlanmakta. Örneğin Google son dönemde Turkcell'le yaptığı işbirliği ile, gmail'e Turkcell kullanıcılarına cep telefonlarından erişim imkânı sağlamış.
Google Haber Portalı: İnternetteki www.news.google.com.tr adresi, Türkiye'deki yüzlerce medya kuruluşunun haberlerini sürekli ve kullanıcı bazında esnek bir yapı ile güncelliyor. Bu, enformasyona dayalı mesleklerde çalışanlara büyük bir kolaylık da demek.
Chrome: Google'ın Internet Explorer 7 ve Firefox 3'e karşı son tarayıcı hamlesi.
Google Trends: Google'ın küresel 'trend' arama motoru. O gün, o saat dünyada kim, neyi kafasına takıyorsa, klik klik, tüm istatistikleriyle burada. Nerede? Orada: www.google.com/trends
iGoogle: iGoogle, kişiselleştirilmiş Google sayfası. İnternet kullanıcıları açılış sayfalarına web'in her yerinden haber, fotoğraf, hava durumu ve birçok öğe ekleyebiliyor. Google sayfalarını diledikleri gibi oluşturabiliyor. Yani, "Herkesin Google'ı kendine," demek için de bir adres, var.
Genel bilgi için: www.google.com
Google'ca '10 emir'
Google, 10 yıl önce bugün, yani 7 Eylül'de ABD'de bir garajda kuruldu. İşte dev arama motorunun hikayesi...
Bugün artık öyle güçlü ki, küresel liderler siyasal nimetleri için kuyruğa girerken, o da bir yandan tüm medya organlarını silip süpürmekle tehdit eder hale geldi. Peki ama Google, en özel sırlarımızı çalıyor olmasın sakın?..
Bugün, kimsenin Google'ın patronajını arkasına almadan ABD Başkanı olması mümkün olabilir mi? Belki bir zamanlar bu soru saçma olabilirdi. Ama artık öyle değil. Google'a bugün dünyanın en hızla yükselen ve belki de en kuvvetli şirketi gözüyle bakılıyor. Günümüzde bu şirketin hayatımızın her köşesine sinmek gibi bir potansiyeli var. Onunla haberleri, eğlence dünyasını takip ediyoruz. Enformasyon arıyor ve dünyayı avcumuza alıyoruz. Google'ın beyaz açılış sayfası ve şen şakrak, renkli logosu hayatımıza, hatta ruhlarımıza öyle bir girmiş durumda ki, neredeyse hiç düşünmeden 'google'ladığımız bile olabiliyor "Düşünüyorum, öyleyse Google'ım," sözü de bunun yansıması. 10 yıl önce, 7 Eylül tarihinde bir banliyö garajında bir araya gelen Stanford Üniversitesi'nden iki 'garabet' öğrenci, Larry Page ve Sergey Brin, Google isimli bir şirket kurdu. Böylece onların anketlerle de başarısı kanıtlanan, dünyanın bu en değerli markasını yaratmalarının da önü açılmış oldu. Ama aynı zamanda, onları eleştirenlere bakılırsa, telif hakkı kanunlarına indirilmiş ağır bir darbenin, medyayı sarsmak üzere bir nevi 'dijital Murdoch' sultası oluşturmanın sorumlusu onlardı. Ayrıca, dünyadaki en totaliter hükümetten daha ağır biçimde sırlarımızı tırpanlamanın, gerek basının, gerek reklam sektörünün, gerek yayınevlerinin ve gerekse TV patronlarının 'olmazsa olmaz' ilkelerini, sivil hakları savunan herkesle birlikte tersyüz eden bu durumun da müsebbibi, yine aynı ikiliydi. Brin ve Page'in 'misyon'u belliydi: "Dünyadaki tüm enformasyonu organize ederek evrensel anlamda kullanışlı ve erişilebilir hale getirmek." Onlar zaten bunu şu anda, hatta her dakika yapıyor. İndekslenmiş web taramalarıyla, bloglarda, kitaplarda, e-postalarda, haritalarda, fotoğraflarda, videolarda, e-konuşmalarda ve hatta kendi ansiklopedilerinde... Aslına bakılırsa Google, şu anda üretmiş olduğu 'bilgisayar veritabanı tarlaları', yani dünyanın dört yanındaki veri sunucuları aracılığı ile Google'ı kullanan herkesin bilgisini topluyor ve yine kendi lehine biriktiriyor...
BÜYÜK BİRADER OLMAYA AZ KALDI
Kaliforniya'daki Silikon Vadisi'nde yaşayan ve çalışan İngiltere doğumlu yazar ve girişimci Andrew Keen'in, siberuzay geçidinin bu iki gardiyanı üzerine ciddi uyarıları da var: "Son 10 yılda, hiçbir hükümetin elde edemeyeceği kadar fazla bilgi toplamayı başardılar. Öyle ki, eski Doğu Alman Gizli Servisi Stasi ve Rus İstihbarat Teşkilatı KGB'yi, iki zararsız yaşlı kapı komşumuz haline getirdiler. Tam da bunun son derece belirleyici, nazik bir yanı var. Bu nedenle kötü niyetli biri onları ele geçirirse, kolayca çağımızın 'Büyük Birader'i olabilirler." Bu kapsamda, Google'ın bir internet bazlı reklam şirketi olan DoubleClick'i bünyesine katmış olması da, kastedilen alarm zillerinin ne ölçüde kurulduğunu bize gösteriyor. Bu satış hamlesinin, şirketin internet reklamcılığı alanında bir tekel yaratabileceğine ve kullanıcıların kişisel bilgilerini kendi çıkarına biriktirebileceğine yönelik ağır eleştiriler söz konusu çünkü. Ama Google'ın güçlü lobicileri, ABD ve Avrupa'daki hukuki düzenlemelerini bu konuda arkalarına almış olmalarıyla, zaten bu konuyu da sağlama almış gibi. Aralarında Demokrat Senatör Herb Kohl'ün de bulunduğu siyasetçiler, bu bakımdan Google'ın denetimsiz yükselişini sorguluyor. Ayrıca ABD'deki Enerji ve Ticaret Odası Komisyonu, Google'ın kullanıcıların internet üzerindeki 'surf' (gezinti) davranışlarını 'depolaması' nedeniyle, kimi delillere ulaştıklarını açıklamış durumda.
1 TRİLYONUNCU İNTERNET SAYFASI!
Bu anlamda, arama motorları, aşırı hızla artan internet içeriği konusunda hiç olmadıkları kadar önemli ve belirleyici hale geldiler bile. Örneğin Google, yakın zamanlarda 1 trilyonuncu internet sayfasını çoktan 'katalogladı'. Yine de Google bile her ülkede, özellikle Çin'de iyice ağırlığını koymuş değil. Oysa ki Çin'in Amerikan ticari piyasasındaki rolü yüzde 70'e varmış durumda. Page ve Brin, başından beri enformasyonu 'ücretsiz' ve ticaretle hiç ilgisi olmayacak bir şekilde organize etmeye gayret ediyormuş 'gibi' görünüyor. Yatırım sermayesiyle, kâr amacı gütmeden aldıkları üç yıllık yol, bunun bir göstergesi. Ta ki, örneği o güne kadar sadece Google'da rastlanan, arama sonuçlarına göre 'sağdaki' reklam linkleri AdSense projesine dek. Bu projenin Google'a önce milyonlar, sonra milyar dolarlar getirdiği herkesin malûmu. Bundan sonrası ise internet üzerinden ticaretin kurallarını yeniden belirleyen bir yapının ta kendisi; tüm internet kullanıcılarına göre uyarlanabilen, esnek bir yapı bu. Bu formülün, söylenenlere bakılırsa Google hesabına yüzde 99'luk kâr getirisinin yıllık karşılığı toplam 16 milyar 600 milyon dolar. Bu, kurumun yıl bazında 4 milyar dolarlık kâr elde etmesi de demek. Dahası, Google dünyanın tüm bilgisini kastetmişse, bunun gerçekten dünyanın tüm bilgisine denk geliyor olması. Örneğin 2002 yılında kurulan Google News, son gelişmeleri geleneksel medya üzerinden internete taşıyor. Gazeteler ise güç bela kotardıkları özel haberlerin, Google'ın kârına kâr katmak için 'iç edildiği' görüşünde. Hatta bu konuda bir Belçikalı medya grubu, Google'a haberlerinin kendilerinin rızası olmadan kullanıldığı gerekçesiyle toplam 39 milyon dolar değerinde tazminat davası açmış bile. Buna bir de, Google'ın 2004 yılında dünyanın ileri gelen kütüphane ve üniversiteleriyle yaptığı, kitapların dijital olarak taranma ve okunabilme anlaşması eklenmiş durumda. Bu anlamda sitenin bir ziyaretçisi, Google Book Search'a girerek Oliver Twist veya The Wealth of Nations kitaplarının tamamını veya sayısız öteki telif hakkı bulunmayan kitabı, bilgisayarına kolayca indirebiliyor. Yine, başka bir arama yapılacak olursa, halihazırda telif hakkı korunan öteki kitapların bazı bölümlerine erişmek de işten bile değil. Diğer yandan, Google Maps ve Google Earth de, 2005 yılında hizmete girmelerinden bu yana gezegenimizin çarpıcı bir etkileşimli haritasını bize göstermekte. Birçok özel şirket ve NASA izniyle kotarılmış uydu fotoğraflarıyla bezeli bu uygulamaya ek olarak ortaya çıkan Google Street View ise, henüz sadece ABD'de kullanılıyor ama şimdiden ortalığı birbirine katmış gibi. Medyada kimileri, bu program aracılığıyla göz seviyesinde çekilip internete konulan gündelik görsellerin mahremiyeti zedelediğine inanıyor. Ancak Google, bu konudaki ısrarını aynı uygulamanın İngiltere versiyonuyla gelecek yıl da gösterecek. Üstelik bu versiyonda otomobil plakaları ve sivillerin yüzleri de seçilebilecek. Tüm bunların ötesinde, en çok dikkat ve ilgi uyandıran gelişme, elbette Google'ın YouTube'u milyar dolarlarla huuppp diye yutup, 2006'da alması. Bilindiği gibi, YouTube'un ortaya çıkması, bildik medya manzarasını da kökünden etkiledi. Öyle ki, izleyicilerin kendi kendilerine TV ve video kliplerini izleyecek olmaları ABD kökenli eğlence devi Viacom'un, 'devasa telif hakkı zararı' gerekçesinden ötürü 1 milyar dolarlık bir tazminat davasına bile konu olabildi. Google'ın uzantıları, bugün her tarafta. Blog, e-posta, özel mesajlaşma, alışveriş ve sosyal iletişim ağı, bunların arasında geliyor. Hatta yakın zaman önce hizmete alınan doküman ve kelime işlemci programı da, Microsoft'un bu konudaki iş yazılımı piyasasına gözünü dikmiş gibi. Bu anlamda Knol isimli Google ansiklopedisi de, kullanıcıların müdahale edip yeniden düzenleyebildiği biçimiyle, Wikipedia'nın halefi gibi. ABD'deki Google Health uygulaması ise, kullanıcıların sağlık kayıtlarını internete taşıyor. Kurum tercüme, video arama, ses tanımlama gibi yenilikleri de gündemine almış gibi. Bununla da yetinmeyen Google kurucuları, şu günlerde açtıkları 20 milyon dolar ödüllü Ay'a yolculuk proje yarışmasıyla gündemi yeniden ve toptan belirlemiş görünüyor. Google'ın yarattığı izlenim Mikelanj'ın heykeline de konu olan Davut'tan, giderek ezeli hasmı Golyat'a doğru dönüşüyor olsa gerek. Intel'in eski üst düzey yöneticisi Andy Grove'a bakılırsa, Google bugün 'hemen her endüstride parmağı olan' bir hal arzediyor. Kısaca garajdan kente açılan haliyle Google, artık bugün dünyayı yutacak bir şirkete dönüştü dense, yeri.
Rakamlarla Google analizi
Googol - Bir sayısının yanına 100 tane sıfır koyulduğunda ortaya çıkan sayı, 'googol' olarak tanımlanıyor. Brin ve Page, bu kelimeden esinlenerek şirketlerine Google ismini vermişler. (Telaffuz 'yanlışı' da bu tercihe dahil!)
4 - Google şirketinin Kaliforniya'daki Menlo parkında 1998 yılı eylül ayında kurulduğu sırada kadrosunda olan kişi sayısı.
19 bin 604 - Dünya çapında Google'da çalışan ve 'Googler' olarak anılan kadrolu eleman sayısı. Bu kişilerin bir çoğu Kaliforniya'nın Santa Clara kentindeki Googleplex'te çalışıyor.
70 / 30 - Google'daki kadın ve erkek çalışanların birbirlerine oranı.
% 60 - Dünya üzerindeki internet aramalarının toplamının Google oranı.
% 86 - Sadece İngiltere'de Google kullanılan arama sayısı oranı.
25 bin - Google yayına başladığında depoladığı sayfa sayısı. Bugün bu sayı milyarları aşmış durumda. Kurum, sahip olduğu siteleri her seferinde yeniden katalogladığında mevcut site sayısı yüzde 10 ile 25 civarında artıyor.
0 - Google'da sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği ücretsiz.
157 milyar dolar - Google'ın tahmini piyasa değeri.
% 40 - Google'ın kontrolündeki online reklamların yüzdesi.
1 gün - Google çalışanlarının, kendi işleri dışındaki özel projelere ayırdıkları özel gün. Google yönetimi bu uygulamanın önemli geri dönüşleri olduğunu açıklıyor.
112 - Google'ın bildiği yabancı dil sayısı. Böylece, kullanıcılar açılış sayfalarını Latince, hatta Klingonca'ya çevirebiliyorlar.
1 milyon - Google'da çalışmak üzere, kuruma gönderilen CV'lerin yıllık ortalama sayısı.
Onu sadece bir arama çubuğu zannetmeyin!
Çünkü...
Google Türkiye Ofisi: 2006 yılı haziran ayında faaliyetlerine başladı. 'Google Türkiye Region 4' olarak adlandırılıyor ve gelişen pazarlar bölgesine bağlı olarak çalışmaya devam ediyor. Gelişen pazarların merkez ofisi ise Londra'da. Google'ın gelişen pazarlar bölgesi kapsamında yer alan Google Türkiye ofisi, ağırlıklı olarak Türkiye'deki 'online' pazarlama aktivitelerini desteklemek ve geliştirmek üzere çalışmalar yapıyor. Google'ın son kullanıcı ve kurumlara yönelik 'yerelleştirilen' servislerinin, Türk kullanıcılara daha hızlı erişimi bu ofisle sağlanmakta. Örneğin Google son dönemde Turkcell'le yaptığı işbirliği ile, gmail'e Turkcell kullanıcılarına cep telefonlarından erişim imkânı sağlamış.
Google Haber Portalı: İnternetteki www.news.google.com.tr adresi, Türkiye'deki yüzlerce medya kuruluşunun haberlerini sürekli ve kullanıcı bazında esnek bir yapı ile güncelliyor. Bu, enformasyona dayalı mesleklerde çalışanlara büyük bir kolaylık da demek.
Chrome: Google'ın Internet Explorer 7 ve Firefox 3'e karşı son tarayıcı hamlesi.
Google Trends: Google'ın küresel 'trend' arama motoru. O gün, o saat dünyada kim, neyi kafasına takıyorsa, klik klik, tüm istatistikleriyle burada. Nerede? Orada: www.google.com/trends
iGoogle: iGoogle, kişiselleştirilmiş Google sayfası. İnternet kullanıcıları açılış sayfalarına web'in her yerinden haber, fotoğraf, hava durumu ve birçok öğe ekleyebiliyor. Google sayfalarını diledikleri gibi oluşturabiliyor. Yani, "Herkesin Google'ı kendine," demek için de bir adres, var.
Genel bilgi için: www.google.com
Google'ca '10 emir'
Yüzyılın buluşu Ankaferd'in antibiyotiklere direnç kazandıkları için bir türlü baş edilemeyen patojen mikroorganizmaları yok ettiği bilimsel olarak kanıtlandı.
Geçtiğimiz günlerde peş peşe ölen 27 bebek, ailelerinin elinde bir karton kutu içinde yatarken hepimizin yüreğini sızlatmıştı. Hayata “merhaba” diyen narin vücutlar, annelerinin parmaklarının ucundan teker teker kayıp gitmişti. Bir türlü önü alınamayan kabusun adı; “hastane enfeksiyonu”ydu. Bilanço bu kadarla sınırlı değil elbette, yüz binler söz konusu. Ama size bir müjdemiz var. Tüm dünyada etkili olan bu kabus çok yakında sona erecek, üstelik bunu başaran bir Türk ürünü. Yapılan çalışmalar sonucunda Türkiye'nin ruhsatlı tek ilacı olan Ankaferd'in, hastane enfeksiyonlarına neden olan ve başa çıkılamayan patojen mikroorganizmalar üzerinde yüksek düzeyde etkili olduğu bulundu. Uzmanlara göre hastane enfeksiyonlarını önlemede en etkin ve ekonomik proses Ankaferd ve çalışmalar bu şekilde devam ederse hastane enfeksiyonlarının ortadan kalkacağını söylemek kuvvetle mümkün.
Kan durdurucu olarak Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alan ve saniyeler içinde kanamayı durdurucu özelliği ile tanınan Ankaferd'in bir özelliği daha ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Mustafa Akçelik'in başkanlığında yapılan çalışmalarda Ankaferd'in başta hastane enfeksiyonlarının pek çoğuna sebep olan MRSA olmak üzere Salmonella, Klepsiella, Stahylococcus, Candida, Clostridium gibi patojen mikroorganizmaların tamamına karşı yüksek düzeyde etkili olduğu bulundu.
Prof Akçelik, laboratuvar ortamında yapılan çalışmanın Ankaferd'in güçlü bir antimikrobiyel etkinliğe sahip olduğunu gösterdiğini, bu sonuçların hastane uygulamaları için çok büyük potansiyel vaat ettiğini söylüyor. Henüz herhangi bir hasta ya da hastane çalışması yapılmayan Ankaferd'in asıl etkinliği yapılacak çalışmalar sonucu ortaya çıkacak. Akçelik şahsi görüşünün, hastane uygulamalarında doğru konsantrasyon yakalandığı takdirde mutlaka sonuç alınacağı yönünde olduğunu belirtiyor.
SONUÇLAR CESARET VERİCİ
Ankaferd'in mikrobiyolojik çalışmalarının validasyonunu yapan Prof. Metin Yerebakan ise çalışmanın henüz ilk aşamada olduğunu, ancak hastane enfeksiyonlarına yönelik bir çok proses içinde en etkili ve en ekonomik olanının Ankaferd prosesi olduğunu söylüyor. Yerebakan, ulaşılan sonuçların cesaret verici olduğunu ve yapılacak çalışmalar bu doğrultuda sonuçlar verirse hastane enfeksiyonlarının ortadan kaldırılacağını kuvvetle söylemenin mümkün olduğunu ifade ediyor.
ÇARESİ OLMAYAN HASTALIKLARI İYİLEŞTİRECEK
Ankaferd'i geliştiren Hüseyin Cahit Fırat, hastane enfeksiyonlarında Ankaferd'in etkili olması nedeniyle çok mutlu. “İnşallah bundan sonra bebeklerimiz ölmeyecek” diyor. Enfeksiyon nedeniyle dünyada çaresizlikten birçok hastanenin duvarlarının sökülüp tekrar sıva yapılması zorunda kalındığını hatırlatan Fırat, “Bu doktorları nasıl suçlayabiliriz. Ellerinde enfeksiyonu önleyecek ilaç var da kullanmıyorlar mı?” diye soruyor. Fırat, yakında hastanelerde sıcak ve soğuk dekontaminasyon çalışmalarının yapılacağını söylüyor. Ankaferd'in içeriğindeki bitkilerin değişik oranlarda karıştırılması ve içine başka maddelerin de eklenmesi ile çok sayıda Ankaferd ürününün geliştirildiğini anlatan Fırat, bu ürünlerin şu ana kadar çözüm bulunmayan sağlık sorunlarına çare olacağını anlatıyor. “Şu an üniversitelerde Ankaferd üzerine 40 çalışma yapılıyor. Bunların 6-7 tanesi Ankaferd'in çaresi olmayan belli sorunları çözdüğünü bilimsel olarak kanıtladı, makaleleri yayınlandı. Ekim ayında Çeşme ve Antalya'da yapılacak kongrede bu sonuçlar açıklanacak. Ülkemiz için bir kaç açıdan ses getirecek şeyler olacak. Ankaferd gerçekten mucizevi bir karışım.” diyor.
Hüseyin Cahit Fırat: Yapılamayanı yapacağız
Ankaferd'in buluş sahibi ve geliştiren H.Cahit Fırat, bugüne kadar hep basından uzak durdu. Fırat'tan kendisini ve Ankaferd üzerindeki çalışma süresini anlatmasını rica ettim. "İktisatçıyım, tıp okumadım. Uzun bir müddet gazete ve dergilerde çalıştım. Bu zamanlar içinde rahmetle andığım çok değerli hocamla çalışmalarımızı yapardık. Uzun çalışmalar sonunda bu ürün meydana geldi. Brüksel'de bilim adamlarının katıldığı geniş bir toplantıda 'bunu Türkler mi yapacak' deyip alay edercesine bize bakarken aralarında bulunan değerli bir profesörün 'Dikkat edin de bu adamlar bize kan bilimini tekrar yazdırmasın' dediğini asla unutmuyorum. Ankaferd her geçen gün bu daldaki yerini hiçbir ürünün alamayacağını dünyaya kanıtlıyor. Talepler artıyor, hatta ürünü tanıyan bilim adamları Ankaferd olmadan ameliyata bile girmek istemiyorlar. Üzüldüğüm bir şey dünyada, Türk halkı yalnızca turist ağırlar, şiş kebap yapar,vs vs. gibi bir imaj olması. Sevindirici haber daha vereyim. Dünya üzerindeki ruhsatlar tamamlanıp ürün dağılmaya başladıktan 10 yıl sonra Türkiye'nin yaptığı ihracatın iki katını Ankaferd tek başına yapacak. Çalışmalarımı yürüttüğüm sıkı bir ekibim var. Ayrıca profesörlerden oluşan 20 kişilik bir bilimsel kurulum var. Gecemizi gündüzümüze katıp bu işe adadık. Belki seneye çok basitleştirilmiş şekle getirilen kene ısırmalarının önüne geçeceğiz. Zaten biz yapılamayan şeyleri yapmaya çalışıyoruz."
Hastane enfeksiyonu nedir?
Hastane enfeksiyonu, hasta hastaneye yattıktan 48-72 saat sonra ve taburcu olduktan sonra 10 gün içinde gelişen enfeksiyonlar olarak tanımlanıyor. Her yıl Türkiye'de 50 binin üstünde ve ABD'de tahminen 2 milyonun üzerinde kişi hastane enfeksiyonu kapıyor, yüz binden fazlası hayatını kaybediyor. Tıp dünyasının önde gelen ismi Prof. Dr. Üstün Korugan, eski Ulaştırma Bakanı Veysel Atasoy, İstanbul Tıp Fakültesi Genel Dahiliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oran, Ressam Serpil Akyıl gibi isimler de hastane enfeksiyonu nedeniyle hayatlarını kaybetmişti.
| Mozilla'nın Google'a Cevabı mı? | |
|
Tarayıcı savaşı dediğimiz zaman bazıları; berberlerin mücadelesi mi diye yorumlasalar da okurlarımız bunun ne anlama geldiğini iyi biliyor. Firefox 3.1'i deneyin.
Google'ın Chrome adını verdiği tarayıcı (browser), bu savaşı yeniden gündeme getirdi. Mozilla Vakfı, Microsoft, Opera ve Apple arasında hararetli geçen yarışa bir de Google dahil oldu. En iyi tarayıcıyı ortaya koymak için yenilikler üreten yazılım devleri, hem kullanışlı hem de performanslı bir tarayıcı sunmak için yeni sürümlerini duyuruyorlar. Açık kaynak kodun temsilcisi olan Firefox da bu savaşta ayakta kalmak için yenilenmeye devam ediyor. Mozilla Vakfı, Firefox 3.1'in yeni deneme sürümünü sundu.
Yenilikler Neler?
:: HTML 5 için bazı iyileştirmelere gidilmiş durumda. Özellikle de videolar için bazı yenilikler var.
:: Bir sekmeyi, bir pencereden alıp diğer pencereye sürükleyebiliyorsunuz.
:: Windows Vista ile beraber gelen grafiksel iyileştirmelere, daha iyi adapte olunması için bazı yenilikler var.
:: Google Chrome'daki hız mucizesinin kaynağı olarak kabul edilen JavaScript okuma konusunda bazı iyileştirmeler mevcut. Bu, sayfa açma hızına da yansıtılmış. |